Ana içeriğe atla

Gençleri Tanıyor muyuz ? Anlıyor muyuz?



Gençleri; ençok tanımaları gereken,anne,babaları ve öğretmenleri de olmak üzere,yetişkin insanların çogunluğunun yeterince tanımadıkları kanısındayım. Bunun başta gelen nedeni, gençlerin davranışlarının tarafsız ve her türlü önyargıdan uzak, gerçekçi bir gözle değerlendirememekten kaynaklanmaktadır.Hepimiz bu dönemden geçtiğimiz halde, bu dönemin özelliklerini ya unuturuz ya da gencin davranışlarını, kendi davranışlarımızla kıyaslamak gibi çogu kez yanlış bir yol izleriz.

Gençlerin; en çok yakındıkları konu, yetişkin olan anne, baba öğretmenlerin kendilerini tanıyıp anlayamadıklarıdır.Gençleri anlayabilmek için ,önce onları çok yönlü, çok iyi tanımak gerekir.Gençleri gerçekten tanıyan, onların özelliklerini, duygularının bilen yetişkinler onlarla iyi ve sağlıklı ilişkiler kurabilmektedir.Gençlerde görülen bazı davranışlar vardır ki, bunlar gençlik dönemine özgüdür.Çoğunlukla uyumsuz, çevreyi rahatsız edici görünümde olan bu davranışların altında yatan nedenler, gençlerin neden böyle yaptıkları bilinir ve anlayış gösterilir, gence hak verilirse, hem gencin davranışları bizleri tedirgin etmez hem de gençle ilişkilerimizde, iletişimimizde bir bozukluk ve kopukluk söz konusu olmaz.

Gençlik;çocuklukla erişkinlik arasında bulunan gelişme, ruhsal olgunlunlaşma ve yaşama hazırlık dönemi olarak görülür.Ergenlikle başlayan hızlı büyüme, gençlik çağının sonunda bedensel, cinsel ve ruhsal olgunlukla sona erer.Genellikle 12-15 yaş arası "asıl" gençlik dönemi, 21-25 yaş arası "uzamış" gençlik olarak bilinir.Gençlik yalnız olumsuzlukların toplandığı bir çağ değidir.Tatlı hayallerin, tutkuların, idealizmin filizlendiği, yeşerdiği; sıkı arkadaşlıkların ve ilk sevgilerin yaşandığı bir dönemdir.Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini kanıtlama ve kimliğini bulma çabalarının yoğunlaştığı bir dönemdir.Genç anne ve babasından bağımsız olarak, duygu, düşünce, davranışta bağımsızlık geliştirmiş olmalıdır.Ailesi dışında toplumsal-sosyal ilişkilere girebilmeli, özellikle yaşıtlarıya arkadaşlık kurup sürdürebilmelidir.Toplum yaşamı için gerekli bilgi, görgü, ruhsal olgunluğa erişmiş olmalıdır.Anne ve babaların unutmaması gereken ise; çocuklukta anne, baba arasında saygı ve sevgi kurulmuşsa, gençlik çağının çalkantısı durulduktan sonra aynı sağlıklı ilişkinin kurulması zor olmayacaktır.

Gençlik çagında bağımsızlığa yöneliş, genç için sağlıklı bir kişilik belirtisidir.Anne-babaların, öğretmenlerin ve tüm yetişkin büyüklerin bu konuda gence anlayış göstermeleri, yardımcı olmaları gerekir.Genç, bu döneme girdiği halde büyüklerine tam anlamıyla bağlılık içinde ise, sessiz, her denileni yerine getiren, içine kapanık bir durumdaysa, böyle bir gencin sağlıklı olduğunu düşünülemez.Kimi anne ve babalar gençte gördükleri sert tepkiler ve kendilerine karşı başkaldırmalar karşısında şaşırabilirler. Onların ilk karşılıkları seslerini yükseltmek, bağırmak, genci azarlamak, utandırmak ve aşağılamaya başvurmak olabilir.Bu durum, gençliklerinde onarılmaz yaralar açar.Genel olarak eleştiriler, gencin kişiliğine değil, beğenilmeyen söz ve davranışlarına yönelmelidir.Öğretmen gence deet veriyorsa genç mutludur.Öğretmenin kişiliğinden kendi benliğine olumlu özellikler katar.Ayrıca dersi severek başarılı da olur.Öğrenci ve öğretmen arasında ders dışı yakınlaşma, söyleşi iletişim yoksa olumlu sonuçlar alınamaz.İletişimin olmadığı bir yerde öğretmen erişilmez ve korkulan bir varlık olmaktan ileri gidemez.Atatürk gençliği iyi tanımış, onlara güvenmiş ve Cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir. Bizler de geleceğimiz olan gençleri tanıyalım onlara güvenelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN İÇİN

İNSAN İÇİN Karanlığa karşı durdular Canlarından oldular Varlıklarından olmadılar, Umut oldular gönüllerde yaşadılar. Pir Sultan olup taşlandılar Şeyh Bedreddin olup asıldılar Nesimi olup derisi   yüzüldüler Her şey  insanda, insan için dediler Dersini omuzuna atıp Karanlığa karşı umuda yürüdüler. Rıza EZGİN

KÖPRÜ

Sardım,sarmaladım dertlerimi Hayallerim sönmesin diye Fırtınaya ıslık çaldım Selamımı dostlara götürsün diye Aya, yıldıza haber saldım Karanlığı yok etsin diye Sevgiyi özgür kıldım Öfkeyi, nefreti kaldırsın diye İnançlardan köprü yaptım Herkes kendi yoluna gitsin diye Geleceğe miras bıraktım Farklılıklar hor görülmesin diye Rıza EZGİN

DÜŞÜNCENİN GÜCÜ

İnsanın varlık nedeni düşünmesidir. Sevgi düşünce ile başlar ve gelişir. Sevgi dolu düşünceler yeni dostluklar ve ilişkiler doğurur. Başkası hakkında olumlu sözler, uygulamalar kişinin kendisi ve başkalarıyla ilgili düşüncelerini ön yargılarını değiştirir.  Bir insanı sevmek istiyorsanız, onun düşüncelerini, ilgilerini dikkate almanız gerekir.